Sinema

Vertigo: Sarmal ve Figürleri – Hasan Cem Çal

Vertigo sarmalla ilgiliyse yalnızca bu anlamda sarmalla ilgilidir: Filmin ta kendisi sarmalın imgesinden türer ve kendini filmin içeriği üstünden, film figürleri aracılığıyla doğrular ya da “dünyevi”leştirir; idealitesini gerçeğe, “filmin gerçeği”ne dayatır diyelim. Bu bakımdan Vertigo’daki her şey eşanlı olarak sarmal ve onun figürleridir: İdealin yer yer göründüğü, kimi zaman ayna-imge gibi iş gören sureti (filmin başındaki göz-sarmal) ve ideali kavratamayan, ancak imleyen, “ideale gönderen filmsel şey”lerdir. Film denen şeyin bundan daha Platoncu bir formülasyonu olabilir mi?

16 dk. okuma süresi

The Ring ve The Ring Two: Sinemanın Ölümü – Hasan Cem Çal

Ölümü görerek öleni görenin, yani seyircinin gördüğü ölüm esasında tek bir ölümdür: Sinemanın ölümü. Kendini yakan bir kitap veya kendi melodisini çözen bir müzik gibi, kendi ölümünü ilan eden bir film. Sinemanın ölümünü anlatısallaştıran, dolaylayan bir tanesi.

9 dk. okuma süresi

Kantian Lens on Everything Everywhere All at Once: This is Our Life – Sude Kılıç

What makes experience uniquely human, what keeps it within the boundaries of the phenomenal world, is the structuring of space and time. These necessary, perpetual and a priori structures are what make the only realm we can inhabit possible for us. Evelyn’s life, every fragment to which she is bound through her finite and linear perception, gestures toward Kant’s domain of the experienceable realm. It is within this realm, limited though it may be, that the experience can emerge at all.

9 dk. okuma süresi

The Shining: Beyin ve Labirent – Hasan Cem Çal

Film bir gizem olarak, içinden çıkılmaz bir şekilde biter; labirenti zamansallaştırır. The Shining bir labirent-filmse, işte yalnızca bu anlamda öyledir: En nihayetinde onun da içinden çıkılamadığından, bir sonu olmadığından. Sonu başı olan değil, sonu olmayan bir film olarak The Shining.

12 dk. okuma süresi