Ekonomi Politik

Kirli İş: Toplumun Uzaklaştırdığı Emek – Yüsra Ak

İşleri değerlendirirken çoğu zaman ücret, güvence ve prestij gibi ölçütler üzerinden sınıflandırırız. Oysa toplumun düşük statülü, rahatsız edici veya itibarsız bulduğu bir iş, yalnızca çalışma koşullarıyla değil, o işe yüklenen toplumsal anlamlarla da şekillenir. Dolayısıyla işle ilgili genellemeler her zaman doğrulanamaz. Çalışma sosyolojisinde “kirli iş (dirty work)” kavramına ilişkin tartışmalar tam da bu noktada, bir işin niteliğini tek bir ölçüt üzerinden değerlendirmeye karşı çıkar. Peki bir işi ”kirli” yapan nedir ve bu değerlendirmeyi kim yapar?

12 dk. okuma süresi

İş, Emek ve Çalışma Kavramlarının Ayrımı Üzerine – Yüsra Ak

İşin temel özelliklerinin ne olduğu üzerinde fikir birliği sağlamak zor olduğu gibi çalışmaya yüklenen anlamlar da genellikle çelişkilidir. Bu kavramlar, farklı kültürler için farklı anlamlar taşıyabilmekte ve hatta aynı kültür içinde şartlara bağlı olarak değişmektedir. Neyin iş sayılacağı, hangi faaliyet biçimlerinin bu kapsama dahil edileceği ve her birine verilecek değer aynı zamanda toplumsal ve politik bir meseledir. Bazı toplumlar, çok geniş bir iş anlayışına sahipken diğerleri bu kavramla yalnızca üretime yönelik faaliyetleri iş olarak kabul eder. Bu belirsizliğe rağmen tanımlama gereklidir. Zira işin nasıl tanımlandığı araştırmacıların işi nasıl incelediğine, işe yönelik politikaların nasıl şekillendiğine, toplumun kime ve neye işçi olarak değer atfettiğine ve işçilerin kendi işlerine nasıl yaklaştığına dair bir çerçeve sunar.

12 dk. okuma süresi

Makro İktisadi Düşünce Tarihi II: Klasik İktisat – Eren Kadı

Dolayısıyla bu konu ile uğraşırken akıllara şu soru gelir: O zaman değer nerede oluşur? Klasik ekonominin en temel amacı da bu soruya nesnel bir değer ölçütüyle cevap üretebilmek ve bu değer ölçütünü Newton’ın fizik yasalarına benzer şekilde toplumu ve malların mübadelesini organize eden uzun vadeli kuvvetlerin açıklanmasında kullanmaktır. Bu doğrultuda geliştirilen emek-değer teorisi, bir malın değerini üretiminde harcanan emek miktarıyla ilişkilendirir. Emek-değer teorisi, Adam Smith tarafından uygarlık öncesi (ilkel) toplumlarda bir ürünün değerini tespit etmek amacıyla ortaya konmuştur. Buna göre, bir geyiği avlamanın dört saat, bir tavşanı avlamanın bir saat sürdüğü varsayımı altında, bir geyiğin dört tavşanla mübadele edilmesi gerekir.

19 dk. okuma süresi

Makro İktisadi Düşünce Tarihine Giriş I – Eren Kadı

Peki klasiklerin temel görüşleri böyleyse, klasik ekol nasıl tarihe karıştı? 19. yüzyıla kadar klasik iktisat, hâkim iktisadi paradigmaydı; marjinal fayda kavramı bulunmuş olmasına rağmen klasik iktisatçılar bu kavramı analizlerine dahil etmemişti. Klasik iktisadın çöküp yerine neo-klasiklerin yükselişinin birkaç önemli sebebi vardır: Bunlardan ilki, karmaşıklaşan sanayi toplumunun daha nicel ve mikro olarak güçlü bir analize ihtiyaç duymasıydı. İkinci neden ise hepimizin bildiği bir isim olan Karl Marx’ın geliştirdiği eleştirilerdir.

31 dk. okuma süresi