Ekonomi Politik

Makro İktisadi Düşünce Tarihi II: Klasik İktisat – Eren Kadı

Dolayısıyla bu konu ile uğraşırken akıllara şu soru gelir: O zaman değer nerede oluşur? Klasik ekonominin en temel amacı da bu soruya nesnel bir değer ölçütüyle cevap üretebilmek ve bu değer ölçütünü Newton’ın fizik yasalarına benzer şekilde toplumu ve malların mübadelesini organize eden uzun vadeli kuvvetlerin açıklanmasında kullanmaktır. Bu doğrultuda geliştirilen emek-değer teorisi, bir malın değerini üretiminde harcanan emek miktarıyla ilişkilendirir. Emek-değer teorisi, Adam Smith tarafından uygarlık öncesi (ilkel) toplumlarda bir ürünün değerini tespit etmek amacıyla ortaya konmuştur. Buna göre, bir geyiği avlamanın dört saat, bir tavşanı avlamanın bir saat sürdüğü varsayımı altında, bir geyiğin dört tavşanla mübadele edilmesi gerekir.

19 dk. okuma süresi

Makro İktisadi Düşünce Tarihine Giriş I – Eren Kadı

Peki klasiklerin temel görüşleri böyleyse, klasik ekol nasıl tarihe karıştı? 19. yüzyıla kadar klasik iktisat, hâkim iktisadi paradigmaydı; marjinal fayda kavramı bulunmuş olmasına rağmen klasik iktisatçılar bu kavramı analizlerine dahil etmemişti. Klasik iktisadın çöküp yerine neo-klasiklerin yükselişinin birkaç önemli sebebi vardır: Bunlardan ilki, karmaşıklaşan sanayi toplumunun daha nicel ve mikro olarak güçlü bir analize ihtiyaç duymasıydı. İkinci neden ise hepimizin bildiği bir isim olan Karl Marx’ın geliştirdiği eleştirilerdir.

31 dk. okuma süresi