Nedensellik: Nedenler Nedir? – Dan Peterson
Çeviri Kaynağı
“Causation: What Are Causes?” başlıklı bu metin, Hasan Ünver tarafından Türkçeye çevrilmiştir. (Erişim tarihi: 24 Ocak 2026).
Her badem sütü içtiğinizde hastalandığınızı varsayalım. İlk defa hastalandığınızda nedenini bilemeyebilirsiniz. Ancak zamanla badem sütünün hastalanmanıza neden olduğunu düşünebilirsiniz. Belki de bademe alerjiniz vardır.
Peki ama bir neden tam olarak nedir? Bir şeyin başka bir şeye neden olması ne demektir? Bu soruların yanıtları, bilimsel açıklama ve öngörünün yanı sıra, başkalarını yaptıklarından sorumlu tutmak için de önemlidir.
Bu makale, nedensellik konusunda etkili olan üç felsefi teoriyi sunmaktadır.

1. Sürekli Birliktelik ve Nedensellik Teorileri
Nedensellik teorilerini anlamak için sürekli birliktelik [constant conjunction] kavramını anlamak faydalı olacaktır. Birliktelikler, bir olayın diğerinden sonra gerçekleştiği olaylar (meydana gelen şeyler) dizisidir. Sürekli birliktelik, bir olayın her zaman başka bir olayı takip etmesi, yani gözlemlendiği kadarıyla her seferinde birlikte ortaya çıkmasıdır.
Sürekli birliktelikler önemlidir çünkü A‘nın B‘ye neden olması, B‘nin her zaman A‘yı takip etmesini gerektiriyor gibi görünmektedir. Örneğin, birçok kez badem sütü içtikten sonra sadece bir kez hastalanıyorsanız, badem sütü içmek hastalığınıza neden olmuyor demektir1. Ancak nedensellik yalnızca sürekli birliktelikten ibaret olamaz, çünkü bazı sürekli birliktelikler tesadüfidir [accidental]: Badem sütünü belki de her zaman hurma yerken içiyorsunuzdur ve sizi hasta eden de aslında hurmadır.
İskoç filozof David Hume’u (1711-1776) takip eden birçok filozof, nedenselliği sürekli birliktelik artı başka bir şey olarak anlar2. Bu ekstra koşulun zihne bağlı bir şey olduğunu öne süren teorilere Humecu [Humean] denir, zira göreceğimiz üzere Hume böyle bir görüşe sahipti; bu ekstra koşul için zihnimizin dışındaki dünya hakkındaki gerçeklere atıfta bulunan teorilere ise Humecu olmayan [non-Humean] denir.
2. Hume’un Nedensellik Anlayışı
Hume, bu ekstra koşulun zihnimizin gözlemlerimize dayattığı bir şey olduğuna inanıyordu. Bir bilardo topunun diğerine çarptığını izlediğimizde, ikinci topun hareket etmesini bekleriz. Diğer toplarla çarpıştıktan sonra hareket eden birçok top gördüğümüz için, bu topun da başka bir top ona çarptıktan sonra hareket edeceğini tahmin ederiz3.
Hume, fiziksel dünya hakkındaki bilgi konusundabirdeneyimciydi [empiricist]: Nihayetinde bilginin, duyusal deneyimlerden geldiğini savunuyordu4. Fakat iki bilardo topu arasındaki nedensel bağlantıyı göremeyiz veya gözlemleyemeyiz; sadece bir topun yuvarlandığını ve ardından diğerinin yuvarlandığını gözlemleyebiliriz. Dolayısıyla, bir topun hareketinin diğerinin hareketineneden olduğunu düşündüğümüzde, bu zihnimizin gözlemlerimize dayattığı bir şeydir: Gözlemin kendisi değildir.
Hume’un teorisinin karşılaştığı bir zorluk şudur: Sık sık neyin neye neden olduğunu (örneğin, çeşitli hastalıklara neyin neden olduğunu) belirlemeye çalışırız. Ancak nedensellik, sadece kendi psikolojik alışkanlıklarımızla ilgiliyse ve zihnimizin dışındaki dünyayla ilgili değilse nedenselliği neden bu kadar önemsediğimiz veya önemsememiz gerektiği belirsizdir. Nedensellik hakkında Hume’u takip edenler bize bu konuda bir açıklama borçludur.
3. Nedensellik ve Doğa Yasaları
Hume’un teorisine Humecu olmayan bir alternatif, nedenselliği tanımlamak ve açıklamak için doğa yasalarına dayanır5. Doğa yasaları, uzay ve zamanın bir bölgesindeki olguları başka yerlerdeki olgulara bağlayan özelliklerdir6. Doğa yasaları, dünyanın geçmiş ve gelecek durumu arasında sıklıkla zorunlu bir bağlantı kurar: Belirli bir geçmiş verildiğinde geleceğin ne olması gerektiğini bize söylerler7.
Basit bir Humecu olmayan görüş, nedenselliği, (geçmiş) nedenin bir doğa yasası aracılığıyla (gelecek) etkiye zorunlu olarak bağlı olduğu bir sürekli birliktelik olarak tanımlar. Doğa yasaları, nedenleri mevcut olduğunda etkilerin mutlaka takip etmesini sağlar.
Badem sütü örneğine geri dönersek, “Badem alerjisi olan bir kişi badem sütü içtiğinde, sonrasında hastalanması muhtemeldir.” gibi bir yasa belirleyebiliriz. O halde badem alerjiniz olması ve badem sütü içmiş olmanız, hastalığınızın nedenlerini oluşturur.
Bu teori umut verici görünse de bir sorunla karşı karşıyadır: Yasaların geçmişi ve geleceği zorunlu olarak birbirine bağlayabilmesi için birçok koşulun yerine getirilmesi gerekir. Örneğin, daha önce bahsedilen yasa, vücudunuzun badem sütüne verdiği tepkiyi nötralize edecek bir ilaç almamış olmanız gibi diğer varsayımlar da geçerliyse badem sütü içmenizi hastalığınızla ilişkilendirir. Oysa hastalığınıza neden olan şey, sadece badem sütü içmenizdir, ilaç almamanız değildir. Nedenleri, ilaç almamak gibi nedensel olmayan arka plan koşullarından ayırmanın bir yoluna ihtiyacımız vardır. Doğa yasası odaklı Humecu olmayan nedensellik teorileri bunu yapmak için bize net bir yol sunmamaktadır.
4. Karşı Olgusal Nedensellik
Başka bir nedensellik teorisi, nedensellik anlayışımızı temellendirmek için karşı olgusallara [counterfactuals] başvurur8. Karşı olgusallar, bir şey farklı olsaydı dünyanın nasıl olacağına dair iddialardır. Örneğin, “Eğer altmış santim daha uzun olsaydım, smaç basabilirdim”9.
Bu teori, karşı olgusal iddiaların dünyayı nasıl değerlendirdiğimizle mi yoksa dünyanın gerçekten nasıl olduğuyla mı ilgili olduğuna bağlı olarak Humecu veya Humecu olmayan bir yapıda olabilir.
Karşı Olgusal Nedensellik Teorisi, A ile B arasında sürekli bir birliktelik varsa ve eğer A gerçekleşmeseydi, B gerçekleşmeyecekdiyse, A‘nın B‘ye neden olduğunu söyler.
Karşı Olgusal Nedensellik Teorisi’ne göre, eğer o badem sütünü tüketmemiş olsaydınız hastalanmayacak olduğunuzu da biliyorsak badem sütünün hastalığınıza neden olduğunu söyleyebiliriz10. Bu teori, insanların nedensellik hakkında düşünme ve konuşma biçimlerinin bazılarıyla uyumludur, ancak aynı zamanda ciddi zorluklarla da karşı karşıyadır. Bunlardan biri şöyledir: Buzdolabınızdaki her şeyin, badem sütünüz dahil, aynı hastalık yapıcı bakteriyi içerdiğini hayal edin. Yani badem sütü içmeseniz bile hastalık yapıcı başka bir şey tüketerek de yine hastalanacaktınız. Karşı olgusal teorisyenler, badem sütünün hastalığınıza neden olduğunu söyleyemezler; çünkü başka bir şeyi tüketseydiniz yine hastalanacaktınız.
Bu, bir nedenin aynı etkiye sahip başka bir nedeni engellediği ön alma [preemption] durumuna bir örnektir. Ön alma vakaları, karşı olgusal nedensellik teorilerinin daha fazla geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır11.
5. Sonuç
Her teorinin savunucuları olsa da hepsi zorluklarla karşı karşıyadır. Günlük hayatta, bilimlerde ve daha pek çok alanda nedenleri belirlemeye çalışmanın ne kadar yaygın ve önemli olduğu düşünüldüğünde, bu zorluklarla ilgilenmek ve nedenselliği daha iyi anlamak elzemdir.
Notlar
- Hume’a “düzenlilik teorisyeni” denir, bu da neden ve sonuç arasındaki ilişkinin bir düzenlilik, yani doğada her zaman aynı şekilde tekrarlanan bir model olduğuna inandığı anlamına gelir. Yani, Hume için etkiler her zaman nedenlerini takip eder. Ancak tüm nedensellik teorileri bu konuda Hume ile hemfikir değildir; mesela etkilerin her zaman değil, sıklıkla nedenlerini takip ettiği olasılıksal nedensellik tartışması için Hitchcock’a (2021) bakınız. (Nedensellik teorilerine uygulanabilecek farklı olasılık anlayışlarına bir giriş için Thomas Metcalf’ın Interpretations of Probability [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Olasılığın Yorumları] çalışmasına bakınız). Eğer badem sütü içtikten sonra sadece bazen hastalanıyorsanız badem sütünün hastalığınıza neden olmadığı iddiasına katılmıyorsanız, bu tür teorileri çekici bulabilirsiniz. ↩︎
- Hume’un nedensellik tartışması için Hume’un İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme (A Treatise of Human Nature) eserine, özellikle 1.3.6-10 bölümlerine ve İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (An Enquiry Concerning Human Understanding) eserine, özellikle ilk soruşturmanın 4. ve 5. bölümlerine bakınız. ↩︎
- Spesifik olarak Hume’a göre, beni bu sonucu beklemeye yönelten âdet [custom] ve alışkanlıkların psikolojik güçlerdir. Hume’un (1748) 5. bölümüne bakınız. ↩︎
- Deneyimciliğe kısa bir giriş için Thomas Metcalf’ın Epistemology, or Theory of Knowledge [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Epistemoloji, ya da Bilgi Kuramı] çalışmasına bakınız. ↩︎
- Bunların ne olabileceği hakkında daha fazla bilgi için Michael Zerella’nın Laws of Nature [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Doğa Yasaları] çalışmasına bakınız. Mill (1843), nedensellik anlayışını belirgin bir şekilde doğa yasalarına dayandıran ilk filozoflardandır. Mackie’nin (1965) nedensellik teorisi, Mill’in yaklaşımının daha incelikli bir güncellemesini sunar. Bu bölümde Mackie’nin yaklaşımını izliyorum (ve basitleştiriyorum). ↩︎
- Tüm filozoflar doğa yasalarını zihnimizle ilgili gerçeklerin aksine dünya ile ilgili gerçekleri yakalayan şeyler olarak anlamaz; örneğin, yasalığın “en iyi sistemler” açıklaması, doğa yasalarının diğer iddia türlerinden farklı olmasının nedeninin bağımsız, fiziksel bir gerçekliğe sahip olmaları değil, doğal dünya hakkındaki düşüncelerimizde merkezi bir rol oynamaları olduğunu savunur. Yasalar hakkında bu şekilde düşünenler nedenselliği anlamak için de yasaları kullanabilirler, ancak ortaya çıkan teori Humecu olmayan değil, Humecu bir nedensellik teorisi olurdu. Bu konu ve alternatif doğa yasası teorileri hakkında daha fazla bilgi için bkz. Carroll (2020). ↩︎
- Tüm doğa yasaları bu genellemeye uymaz; örneğin, bir doğa yasası uzaydaki iki bölge arasında zorunlu bir bağlantı kurabilir (Örneğin, bir yasa bize belirli bir güçteki elektrik yükünden bir metre uzaktaki elektrik alanının ne kadar güçlü olduğunu söyleyebilir.) veya dünyanın geçmiş bir durumu ile geleceği arasında yalnızca olasılıksal bir bağlantı kurabilir (Örneğin, bir yasa bize radyoaktif bir izotopun gelecek yıl bozunma ihtimalinin belirli bir yüzde olduğunu söyleyebilir). ↩︎
- Günümüzün en popüler ve kapsamlı çağdaş nedenselliğin karşı olgusallık teorisi Lewis’e (1973) aittir. ↩︎
- Karşı olgusal iddialar yaygındır ancak değerlendirilmeleri zordur, çünkü onları doğru veya yanlış yapan şeyin ne olduğu her zaman açık değildir. Örneğin, ben iki metreden uzun değilim, öyleyse boyum iki metreden fazla olsaydı smaç basabileceğimi doğru kılan nedir?
Karşı olgusal iddiaları neyin doğru kıldığını anlamanın bir yolu, mümkün dünyaları düşünmektir Bu kavrama bir giriş için Andrew Leo Rusavuk’un Possibility and Necessity: An Introduction to Modality [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Olanaklılık ve Zorunluluk: Modaliteye Giriş] çalışmasına bakınız. Mümkün dünyalar, dünyanın olabileceği biçimlerdir; dünyadaki her şey hakkında geniş, tutarlı iddia kümeleridir: yani, smaç basabildiğim mümkün dünyalar vardır, basamadığım mümkün dünyalar vardır (bu aktüel [actual] dünya adı verilen özel bir mümkün dünyadır) ve belki basketbol topu olduğum bir mümkün dünya bile vardır (tabii bu imkansız değilse ve böylece bir mümkün dünya varsa!): Chad Vance’in Origin Essentialism: What Could Have Been Different about You? çalışmasına bakınız.
Bazı mümkün dünyaların aktüel dünyaya diğerlerinden “daha yakın” olduğu söylenir. Aktüel dünyaya daha yakın dünyalar, daha uzak dünyalara göre aktüel dünyayla daha fazla ortak olguyu paylaşan dünyalardır. Örneğin, ara sıra smaç basabildiğim mümkün dünya, neredeyse her zaman smaç basabilen profesyonel bir basketbol oyuncusu olduğum mümkün dünyadan daha yakındır.
Karşı olgusalların ne zaman doğru ne zaman yanlış olduğunu anlamamıza yardımcı olması için bu mümkün dünyalar dilini kullanabiliriz. “Eğer A doğru olsaydı, C doğru olurdu.” biçimindeki bir karşı olgusal, ancak ve ancak A’nın doğru olduğu en yakın mümkün dünyada C doğruysa doğrudur. Bu karşı olgusal, ancak ve ancak A’nın doğru olduğu en yakın mümkün dünyada C yanlışsa yanlıştır. Karşı olgusallar hakkında daha fazla bilgi için bkz. Starr ve Kocurek (2025). ↩︎ - Doğa yasaları ve karşı olgusallar arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturarak çemberi tamamlayabileceğimizi belirtmekte fayda var. Birçok filozof hangi karşı olgusal iddiaların doğru hangilerinin yanlış olduğunu gerekçelendirmek için doğa yasalarını kullanır. Hatta bu özellikleri karşı olgusal iddialar üzerinden tanımlayan doğa yasası teorileri bile vardır. Böyle bir teorinin bir örneği için bkz. Lange (2009). ↩︎
- Ön alma vakaları, karşıolgusal nedensellik teorileri için benzer bir zorluk olan aşırı belirlenim [overdetermination] ile ilişkilidir; bu durum, bir nedenin diğerini engellemesi (badem sütü örneğinde olduğu gibi) yerine birçok farklı nedenin aynı sonuca yol açıyor gibi görünmesi durumunda ortaya çıkar. Aşırı belirlenimin bir örneği idam mangasıdır. Bir mahkumun 100 farklı tüfekten ateşlenen 100 farklı kurşunla vurularak infaz edildiğini hayal edin. Karşı olgusal nedensellik açıklamasına göre, bu mermilerden herhangi birine mahkumun ölümünün nedeni demek yanlış görünmektedir, çünkü o mermi ateşlenmemiş olsaydı, mahkum yine de 99 mermiyle vurulacak ve ölecekti. Ancak bu, mermilerin hiçbirinin mahkumun ölümüne neden olmadığı sonucuna götürüyor gibi görünmektedir ki bu da açıkça yanlıştır. Karşı olgusal nedensellik teorilerine yönelik itirazlar ve karşı olgusal teorisyenlerin bunlara verdiği bazı yanıtlar hakkında daha fazla bilgi için bkz. Menzies ve Beebee (2024). ↩︎
Kaynakça
- Carroll, John W., “Laws of Nature,” The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2025 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.)
- Hitchcock, Christopher, “Probabilistic Causation.” Stanford Encyclopedia of Philosophy (Spring 2021 Edition), Edward N. Zalta (ed).
- Hume, David (1739). A Treatise of Human Nature. Urbana, Illinois: Project Gutenberg. Retrieved November 7, 2026.
- Hume, David (1748). An Enquiry Concerning Human Understanding. Urbana, Illinois: Project Gutenberg. Retrieved November 7, 2026.
- Lange, Marc. (2009). Laws and lawmakers: Science, metaphysics, and the laws of nature. Oxford University Press.
- Lewis, D. (1973). Causation. The journal of philosophy, 70(17), 556-567.
- Mackie, J. L., 1965, “Causes and Conditions”, American Philosophical Quarterly, 2(4): 245–264.
- Menzies, Peter and Helen Beebee. (2024) “Counterfactual Theories of Causation”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2025 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.)
- Mill, John Stuart, 1843, A System of Logic, Ratiocinative and Inductive: Being a Connected View of the Principles of Evidence, and the Methods of Scientific Investigation, two volumes, London: Parker.
- Starr, Willow and Alex Kocurek (2025), “Counterfactuals.” The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Winter 2025 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.).




