Sosyalistlerin Neden Bir Ahlak Teorisine İhtiyaçları Var? – Nick French
Karl Marx’ın parlak çalışmalarının kendisini kapitalizmin en önde gelen eleştirmeni kıldığı günlerden bu yana sol, ahlak teorisine karşı açık bir küçümseme duymasa bile her zaman derin bir şüpheyle yaklaşmıştır. Marksistler ve Marx’a yakınlık duyanlar ahlak felsefesini en iyi ihtimalle sosyalist projeyle alakasız, en kötü ihtimalle ise bu projenin gerçekleştirilmesini engelleyici bir unsur olarak değerlendirmişlerdir.
Bu tutumun birkaç sebebi var. Bunlardan birinin temelinde, İkinci Enternasyonal kuşağı Marksistlerinin paylaştığı bir varsayım yatar. Bu varsayıma göre kapitalizmin gelişmesi kaçınılmaz olarak yoksullaşmış ve sistemi yıkmakta çıkarı olan devasa bir proletaryan kitle yaratacaktır. Kapitalizm giderek daha şiddetli krizlerle karşılaştıkça, bu süreç en sonunda proletaryaya sosyalist devrimi gerçekleştirme şansı verecektir.
Eğer bu varsayım doğruysa, kapitalizmin neden adaletsiz olduğuna yahut sosyalist bir toplumun neden ahlaki açıdan daha arzulanabilir olduğuna dair bir teori geliştirmek gereksiz demektir. Kapitalizmin içsel gelişim dinamikleri yeterli sayıda insanı kendi çıkarlarının kapitalizmi devirmek olduğuna inanmaya itecektir. Ahlaki açıdan kimseyi ikna etmeye gerek yoktur.
Çağdaş filozoflardan Brian Leiter, 2015 yılında yazdığı “Marksizm’in Neden Hala Bir Normatif Teoriye İhtiyacı Yok” başlıklı makalesinde bu düşünceyi şöyle ifade eder:
İnsanlar sefil durumda olduklarında, başka alternatif göremediklerinde ve radikal eylemin bir alternatifi hayata geçirme şansı olduğunu fark ettiklerinde ayaklanırlar… Burada öznelerin, adaletin yahut ahlaki olarak doğru olan eylemin ne olduğunu bilmelerine gerek yoktur.
İkinci Enternasyonal’in “kapitalizmin kendi mezar kazıcılarını yetiştirdiği” yönündeki görüşü artık savunulamazdır. Kapitalizm her ne kadar grotesk eşitsizlikler ve kitlesel yoksullaşma yaratsa da otomatik olarak güçlenen bir devrimci özne yaratıyor gibi görünmemekte, sistem de kendini (en azından sosyalist bir alternatifi mümkün kılacak türde) ölümcül bir krize doğru sürüklememektedir. İklim krizi kapitalist mülkiyet ilişkileri içinde çözülemez olabilir; ancak bu krizin çıkış yolu olarak barbarlık, sosyalizm kadar mümkün görünmektedir.
Yine de Ortodoks Marksist bakışın haklı bir tarafı vardır: Kapitalizmi daha iyi bir sistemle değiştirmek işçilerin çıkarınadır ve bu durum sosyalist siyasetin temel unsurudur. Ahlaki fikirler insanları, toplumu dönüştürmeye yönelik devrimci bir projeye katılmaya ikna etmek konusunda tek başına yetersizdir. İnsanların sosyalizmin maddi açıdan hayatlarını nasıl daha iyi kılacağını anlaması gerekir.
Öte yandan işçilerin sosyalist bir dönüşümde çıkarlarının olması, önemli bir soruyu cevapsız bırakır. Makro ölçekte ve uzun vadede işçilerin çıkarlarına en iyi hizmet eden şey sosyalizm olabilir. Ancak şu anda ve burada, tek tek işçiler için sosyalizm mücadelesi vermek, çıkarlarını ilerletmenin tek yolu değildir. Bireyci stratejiler izleyebilirler, kolektif eylemden kaçınabilir, etliye sütlüye karışmadan çok çalışıp para biriktirmeye bakabilirler. Yahut kabileci bir damar üzerinden kolektif eyleme girişerek ekonomik kaynakları ve fırsatları kendi ellerinde toplamaya çalışabilirler. Mesela belli bir ırka, etnik gruba veya cinsiyete sahip kişilerin belirli işlere girmelerine engel olmayı deneyebilirler.
Başka bir deyişle, işçilerin kendi çıkarlarını ilerletmek için farklı yolları vardır. Sosyalizm için örgütleniriz çünkü bunun işçilerin bir sınıf olarak uzun vadeli çıkarlarını ilerletmenin hem etkili hem de ahlaki açıdan en doğru yolu olduğuna inanırız. Bu nedenle sosyalistler dünya vizyonumuzu sistematik ve titiz bir şekilde bu temelde savunmalıdır. Bir ahlak teorisine duyduğumuz ihtiyaç buradan kaynaklanır. G. A. Cohen, John Roemer ve Nicholas Vrousalis gibi analitik Marksistlerin çalışmaları, bunun nasıl yapılabileceğine dair örnekler sunar.
Bu da beni başka önemli bir konuya getiriyor. Sosyalizmi hem pratik hem de etik temelde savunabilmek için, sosyalizmin ne olduğunu söyleyebilmemiz gerekir. Kapitalizmi aşmaya yönelik denemeler sınırlı olduğu ve çoğu zaman hayal kırıklığı yarattığı için, uygulanabilir ve arzu edilebilir bir sosyalizmin neye benzeyeceğine dair elimizde hazır bir şablon yok. Fakat kaba taslak da olsa böyle bir plana ihtiyacımız var. Bunun ötesinde, varmak istediğimiz yerin neresi olduğu siyasi stratejimiz için önemlidir, çünkü hayalimizdeki toplumu gerçeğe dönüştürecek örgütler ve kurumlar yaratmak isteriz.
Arzulanan sosyalist toplumun neye benzeyeceğini planlamak verimlilik gibi pratik problemleri çözmekten ibaret değildir; aynı zamanda pek çok ahlaki soruyla yüzleşmeyi gerektirir. Örneğin:
- Böyle bir toplumda emek piyasası olacak mıdır? Eğer olacaksa, onları nasıl dizayn etmeliyiz ki kapitalizmdeki gibi sömürücü ilişkiler yaratmasınlar? Bağlantılı olarak, insanlara evrensel temel gelir sağlanmalı mıdır; sağlanacaksa hangi düzeyde gelir yeterli sayılmalıdır?
- Böyle bir toplumun işyeri hiyerarşileri olur muydu? Eğer olacaksa, hangi tür hiyerarşiler demokrasiyle uyumlu olurdu? Ne tür bir işyeri düzeni uğruna mücadele vermeye değerdir?
- Demokratik sosyalist bir toplumda nasıl siyasi kurumlar bulunmalıdır? Kapitalizmin adaletsizliklerinden ve Sovyet tipi otoriterlikten kaçınmak için bu kurumları nasıl tasarlayabiliriz?
Elbette bu sorunlar yalnızca ahlak felsefesine ait değil. Bu soruları yanıtlayabilmek için farklı kurumsal yapıları tesis etmenin olanağını ve olası sonuçlarını gösterecek ampirik temelli ekonomi-politik ve sosyal analizlere ihtiyacımız var.
Ancak bu sorular tamamen teknik sorular da değiller. Bu sorular bizi, bize rehberlik eden özgürlük, demokrasi ve eşitlik gibi değerlerin içini doldurmaya, ve farklı değerler birbirleriyle çatıştığında, bunlardan birisi lehine tercihte bulunmaya zorlar.
Yeni bir sosyalist hareket inşa etmek için bu sorulara akılcı ve tutarlı cevaplar vermek zorundayız. Ve bunu yapabilmek için de bir ahlak felsefesine ihtiyacımız var.
Bu metin Baha Demirci tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Orijinal metin için: https://www.left-notes.com/p/why-socialists-need-moral-theory



