Teleolojik Açıklamalar: Biyolojide Amaçlar, İşlevler ve Hedefler – Michael Zerella

Canlı varlıklardan söz ederken onların parçalarını sıklıkla bir amaçları, hedefleri [goal] ya da işlevleri varmış gibi betimleriz1. Kemikler vücudu desteklemek için vardır. Enzimler kimyasal tepkimeleri düzenlemek için çalışır. Bağışıklık sistemi, organizmanın hayatta kalması için enfeksiyonlarla savaşır. Bu tür açıklamalar teleolojik olarak adlandırılır, biyolojik özellikleri ne için oldukları bakımından açıklarlar.

Bu yeterince doğal gibi görünebilir ama bir sorun doğuruyor. Fizikçiler taşların düşmek için var olduğunu ya da ırmakların denize ulaşmak için aktığını söylemez. Çoğu bilim dünyayı amaçlara ya da hedeflere başvurmadan açıklar. Peki biyoloji neden farklıdır?

Bu deneme, bu soruları yanıtlamaya yönelik bazı temel girişimleri ve her birinin karşılaştığı güçlükleri ele almaktadır.

Henry Gray’in Gray’s Anatomy (1858) adlı eserinden bir insan kalbi illüstrasyonu.
Henry Gray’in Gray’s Anatomy (1858) adlı eserinden bir insan kalbi illüstrasyonu.

1. Bilimsel Açıklamalar

Modern bilimin ortaya çıkışından önce, doğadaki her şeyin bir amacı olduğuna yaygın olarak inanılır ve doğal nesne ya da olayların varlığını ve özelliklerini yeterince açıklayan açıklamaların bu amaçları da içermesi gerektiği düşünülürdü2. Bugün bilim insanları amaçları, işlevleri ve hedefleri genellikle doğadaki çoğu olguda bulunmayan bir tür planlama ya da yönelimsellik gerektiren kavramlar olarak görmekte ve bu yüzden bu kavramlar çoğu bilimsel açıklamanın dışında tutulmaktadır3.

Örneğin, bir ırmağın okyanusa ulaşma “hedefi” ya da toprağı akaçlama “işlevi” hakkında mecazi olarak konuşabilsek de bir su kütlesinin denize ulaşmak istediği ve bunun ırmağın belli bir yatakta akmasına yol açtığı gibi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla bilimsel açıklamalar böyle iddialar içermemelidir. Bilimsel açıklamalar bunun yerine, devreye giren doğal kuvvetler göz önüne alındığında, ırmağın sadece okyanusa doğru aktığını söyler4.

Bunu, psikoloji ve arkeoloji gibi insanları inceleyen ve nedensel açıklamalarının amaçları, işlevleri ve hedefleri içermesi beklenen bilimlerle karşılaştırın5. Diyelim ki buzdolabına gidip yiyecek aldım. Hedefimi dışarıda bırakan psikolojik bir açıklama yetersiz kalırdı çünkü bu davranışım kısmen yiyecek edinme hedefimden (amacımdan, işlevimden) kaynaklanmaktadır. Benzer biçimde eski bir çömleğin varlığı ve özelliklerine yönelik arkeolojik bir açıklama, onu yapan insanların kullanım amacını içermelidir.

2. Biyolojik Açıklamalar

Pek çok doğa bilimi gibi ve psikoloji ile arkeolojinin aksine biyoloji, nedensel açıklamalarında herhangi bir önceden planlamayı ya da yönelimselliği büyük ölçüde dışarıda bırakır6 ama yine de amaç, işlev ve hedef kavramlarına başvurur. Diyebilirsiniz ki kalbin kan pompalamak gibi bir hedefi ya da işlevi vardır ve bu, kalbin neden var olduğunu ve sahip olduğu özellikleri açıklayan tüm yeterli açıklamaların önemli bir parçası gibi görünür. Kemikler, deri, iç organlar, kan hücreleri, aerobik solunum ve üreme gibi pek çok biyolojik yapı ve süreç için de benzer bir şey söylenebilir.

Ancak bunları yaratan akıllı bir varlığa başvurmadıkça, ki çoğu bilim insanı bunu yapmaz, amaçların, işlevlerin ya da hedeflerin bu tür şeylerin nedensel açıklamalarının nasıl bir parçası olabileceği açık değildir7. Eğer bunlar nedensel açıklamanın parçası değilse kan pompalamak, kalbimin bir davul sesi çıkarmasıyla birlikte8 yaptığı şeylerden biri olur ve amaç, işlev ya da hedef hakkındaki söylediğimiz her şey, tıpkı ırmak örneğinde olduğu gibi yalnızca mecazi kalır9.

3. Evrimsel Yaklaşımlar

Kalbin embriyonik gelişimi kan daha ortada yokken başlar dolayısıyla kan pompalamak (kalbin ana hedefi) kalbin varlığının nedenine katkıda bulunmamıştır10. Bu yüzden pek çok yazar biyolojideki amaçların, işlevlerin ve hedeflerin nedensel etkisini evrimsel geçmişe başvurarak açıklamaya çalışır11.

Tüm organizmaların temel özellikleri türünün adaptif evrim tarihiyle ortaya çıkmıştır. Bu nedenle adaptif bir hedefin, her işlevsel niteliğin [trait] evrimsel nedeninin bir parçası olduğu söylenebilirir. Ne var ki çağdaş biyolojinin temel bir ilkesi, mutasyonların adaptif nitelikler üretmek için meydana gelmediğidir12. Aksine mutasyonlar ve onlardan kaynaklanan nitelikler yalnızca var olan şeylerdir dolayısıyla bir niteliğin işlevsel hedefi, niteliğe yol açan ilk mutasyonlarda bir rol oynamamış olmalıdır.

Evrimsel yaklaşım savunucusu şöyle karşılık verebilir: İlk mutasyonlar hedefe yönelik [goal-directed] olmasa bile atalarımın kalplerinin kan pompalaması kalbimin varlığına yine de katkıda bulundu. Atalarımın kalplerinin kan pompalaması, onların hayatta kalmasına ve üremesine yardım etti; bu da dolayısıyla benim ve kalbimin varlığına yol açtı. Buna karşılık, onların kalplerinin çıkardığı sesler kalbimin varlığına nedensel olarak katkıda bulunmadı. Dolayısıyla kalbimin kan pompalama işlevi, kendisinin nedensel açıklamasının bir parçasıdır; sesleri ise değildir.

Bu açıklama makul görünse de hâlâ bir sorun barındırıyor. Kalbimin varsayılan hedefi benim kanımı pompalamaktır, atalarımın kanını değil. Dolayısıyla atalarımın kanının pompalanması kalbimin varlığına katkıda bulunmuş olsa bile bu kalbimin hedefi değildir; bu yüzden kalbimin hedefinin kalbimin nedensel açıklamasının parçası olduğunu henüz göstermiş değiliz13.

4. Şimdiye Odaklı [Present-Focused] Yaklaşımlar

Diğer yaklaşımlar halihazırda var olan hedeflerin, bir organizmanın ve onun parçalarının hedefe yönelik her özelliğinin ya da eyleminin nedeni olduğunu öne sürer14. Bu yaklaşım, hedeflerin gerekli nedensel etkiyi gösterebilecek biçimde mevcut olmasını gerektirir.

Ne var ki dolaşım ya da sabit destek gibi hedeflerin, bu hedeflerin nedensel bir mekanizmanın parçası olabileceği biçimde genlere ya da dokulara fiziksel olarak nasıl kodlanabileceği açık değildir15. Böyle bir kodlama olmadan şimdiye odaklı yaklaşımlar, bir biyolojik özelliğin “gerçek” işlevini salt yan etkilerinden ayırt etmekte güçlük çeker; bu sırada bazı etkileri diğerlerine göre özel ya da önemli olarak seçme konusundaki insani eğilimimize güvenmek zorunda kalır16.

5. Sonuç

Organizmalar ve parçaları kesinlikle amaçlara, işlevlere ve hedeflere sahipmiş gibi görünmektedir. Bunları biyolojik açıklamalarımıza dahil etmek, biyolojideki nedensel açıklamaların bu kavramları içermemesi gerektiği ortaya çıksa bile, yaşam bilimlerini anlamayı çok daha kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak biyologlar, bu kavramların çoğu diğer bilimlerdeki yokluğuna karşın, onları kullanmayı sürdürecektir17.


Notlar

  1. Her ne kadar birbirinden ince farklı anlamlara ve çıkarımlara sahip olsalar da amaçlar, işlevler ve hedefler burada birlikte ele alınmaktadır çünkü hepsi belirli son durumlara işaret eder ya da bunlara yöneltilmiştir. Yani her biri, bir amacın yerine getirilmesi, bir işlevin gerçekleştirilmesi ya da bir hedefe ulaşılması şeklinde başarı sayılacak bir durumu ima eder. Bu yüzden, hemen aşağıda göreceğimiz üzere, bunların hepsi teleolojik kavramlardır: teleoloji (Yunanca telos’tan, yani ‘amaç’tan gelir) amaçlar, işlevler ya da hedefler bakımından yapılan açıklamaları ifade eder. ↩︎
  2. Pek çok din, ilahi bir varlığın ya da varlıkların doğanın tamamını belirli planlar, amaçlar, işlevler ya da hedefler gözetilerek tasarladığını ve yarattığını öne sürmektedir. Amaçlar, işlevler ve hedefleri içeren doğa teorilerinin belki de en belirgin doğalcı (yani dini olmayan) örneği Aristoteles tarafından önerilmiştir. Aristoteles’e göre doğada bulunan şeyler için her nedensel açıklamanın dört parçası vardır. Bunlardan biri, doğal nesnenin gerçekleştirdiği işlev olan “ereksel neden [final cause]” ya da “telos”’tur. Örneğin yağmurun doğal açıklamasının bir parçası bitkileri sulama işlevini içerebilir. Aristoteles’in görüşlerine iyi bir giriş için bkz. Falcon (2023). ↩︎
  3. Bilinçli planlamanın nedensel açıklamalardaki rolü hakkında, özellikle arkeoloji örneğinde, daha geniş bilgi için bkz. Addison Ellis, “Intentionality” [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Yönelimsellik]. ↩︎
  4. Daha spesifik olarak yerel jeoloji, hidroloji, yağış düzenleri ve topografya göz önüne alındığında su, bir okyanusla biten bir rota boyunca akmayı sürdürür. Bilim insanları bu tür açıklamaları yaparken hiçbir hedefe ya da işleve başvurmaz. ↩︎
  5. Nesnelerin, olayların ya da diğer fenomenlerin varlığı ve belirli özellikleri için yapılan bilimsel açıklamaların çoğu (mümkün olduğunca) bu olguları üreten fiziksel nedensel mekanizmaları içerir. Nedensel açıklamalar önemlidir çünkü bilim, bir şeyin var olduğunu ya da iki şeyin ilişkili olduğunu keşfetmenin ötesine geçmeye çalışır. Bilim bir şeyin nasıl ya da neden gerçekleştiğini, genellikle fiziksel nesneler ile kuvvetler arasındaki etkileşimler cinsinden açıklamayı hedefler. Bilim insanları ve mühendisler bu nedensel açıklamaları ortaya çıkan fenomenleri değiştirmek veya yeni teknolojiler geliştirmek için kullanırlar. Dolayısıyla bu deneme uygun bir bilimsel açıklamanın nedensel bir açıklama olması gerektiğini varsaymaktadır.

    Temel fizik bu makalenin kapsamı dışında olsa da bu alandaki açıklamaların her zaman şu ana kadar anlatıldığı şekilde nedensel olmayabileceğini belirtmek gerekir. Fizikteki açıklamalar bazen uzay-zamanın geometrisi gibi evrenin temel özelliklerini içerir ve bunlar genellikle çoğu nedensel açıklamada kullanılan nesnelerden ve kuvvetlerden farklı olarak anlaşılır. Bazen fizikçiler, açıklamalarında hedef ya da amaçlara bile başvururlar, örneğin klasik dinamik ve optikte Fermat İlkesi ve diğer uç ilkeleri kullandıkları durumlarda olduğu gibi. Fizikteki uç ilkeler hakkında daha fazla bilgi için bkz. Sklar (2012). Amaçlar, işlevler ve hedefleri içeren nedensel açıklamaların bilimsel olarak isabetli olması için nelerin gerekli olduğuna dair daha kapsamlı bir genel bakış için bkz. Wright (1973) veya Nissen (1993). Nedensel mekanizmalara iyi bir giriş için bkz. Machamer, Darden ve Craver (2000). ↩︎
  6. Hedefe yönelik zihinsel durumlar ile kısmen nedensel olarak açıklanabilecek beslenme, yuva yapma ve alet kullanma gibi hayvan davranışlarını bir kenara bırakıyorum. İnsan olmayan hayvanlarda zihinsel durumların varlığına ilişkin bir tartışma için bkz. Tiina Carita Rosenqvist, “Animal Minds”. ↩︎
  7. Organizmaların işlevsel karmaşıklığının ilahi bir yaratıcının varlığını ima ettiği önerisi hakkında bkz. Thomas Metcalf, “Design Argument for the Existence of God” [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Tanrı’nın Varlığına Dair Tasarım Argümanları – Thomas Metcalf]. Yaratılışçılığın yakın dönem bir versiyonu olan “Akıllı Tasarım” Teorisi, en azından bazı biyolojik yapı ya da süreçlerin bir tür akıllı güce başvurmadan açıklanamayacağını öne sürer. Akıllı Tasarım Teorisi hakkında daha ayrıntılı bir açıklama ve biyolojik bilimlerde bu teorinin kullanılmasına karşı öne sürülen çeşitli argümanlar için bkz. Young ve Edis (2004). ↩︎
  8. Kalbimin gerçek bir işlevi varsa çıkardığı ses kalbimin kan pompalama işlevinin bir yan etkisidir. Kalbimin gerçek bir işlevi yoksa kan pompalamayla birlikte çıkardığı ses de kalbimin çıktılarından biridir; kan pompalamanın hedef olduğunu söylemenin geriye kalan tek nedeni, yaşamayı oldukça önemseyen akıllı varlıklar olarak biz insanların kalbin kan pompalama etkisini özel saymamızdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir genel bakış için bkz. Wright (1973), Cummins (1975) veya Nissen (1993). ↩︎
  9. Bu önemli çünkü diğer doğa bilimlerinin çoğunun benimsediği gibi amaçların, işlevlerin ve hedeflerin biyolojide gerçekten var olmadığını kabul etmek anlamına gelir. Mayr (1974) ve Wuketits (1980) gibi bazı yazarlar bunu kabul ederek biyolojik açıklamalarda amaç, işlev ve hedeflerin kullanımının yalnızca mecazi ya da en iyi ihtimalle psikoloji ve arkeolojideki hedefe yönelimlilikle [goal-directedness] kıyaslandığında daha zayıf bir hedefe yönelimlilik biçimi olduğunu savunur. Arkeolojik metotlar hakkında daha fazla bilgi için Indy Smith’in Philosophy of Archaeology [Ç.N.: Türkçe çevirisi Öncül’de: Arkeoloji Felsefesi – Indy Smith] çalışmasına bakınız. ↩︎
  10. Nissen (1993) bu durumun; daha sonra var olan bir şeyin, nedenin henüz var olmadığı daha erken bir zamandaki bir olaya sebep olduğu bir “ters nedensellik [reverse-causation]” hâli olacağını söyler. Bu tür ters nedensellik biyolojide imkânsız kabul edilir. ↩︎
  11. Bazı temsili örnekler için bkz. De Laguna (1962), Ayala (1970) veya Wright (1976). Amaçları, işlevleri ve hedefleri belirlemeye yönelik bu geriye dönük yaklaşım arkeolojide yaygın olduğundan, belki biyolojide de işe yarayabilir. Örneğin, arkeologlar bazen bir kazı alanında bulunan bir şeyin, doğal süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkan rastgele bir özellik mi yoksa bir işlevi olan insan yapımı bir eser mi olduğuna karar vermek zorundadır. Cevap genellikle, o şeyin ortaya çıkmasından önceki dönemi göz önünde bulundurarak kökeninin insan planlamasıyla mı ilgili olduğu yoksa sadece amaçsız doğal güçlerin sonucu mu olduğu incelenerek bulunur. ↩︎
  12. Genellikle yeni anatomik veya fizyolojik özellikler, genetik düzeydeki mutasyonların veya diğer değişikliklerin sonucudur. Bu tür genetik değişiklikler, genetik değişikliklerin nedenlerinin organizmanın ihtiyaçlarını dikkate almaması (ve alamaması) anlamında “kör”dür. Sonuç olarak genetik değişikliklerin çoğu, ortaya çıkan organizmanın hayatta kalma ve üreme yeteneği üzerinde ya nötr ya da olumsuz bir etkiye sahiptir. Tamamen tesadüfen bir genetik değişiklik, organizmanın hayatta kalma ve üreme şansını gerçekten artırabilir. Bu değişiklik nesiller boyunca devam ederse buna “adaptasyon” deriz; ancak bu, başka bağlamlarda kullanıldığında yönelimsellik veya planlama anlamına geldiği için biraz yanıltıcı olabilir. Örneğin, “Ekibim değişen koşullara uyum sağladı” iddiası, ekibimin değişen koşulları ve bunların yol açacağı sorunları fark ettiğini, ardından bu sorunları çözmek için başarılı bir plan oluşturup uyguladığını ima eder. Genetik düzeyde benzer bir şey yapabilen herhangi bir biyomoleküler mekanizma bulunmuyor gibi görünüyor. ↩︎
  13. Bu yaklaşımın değiştirilmiş bir versiyonu, tüm kalplerin işlevsel hedefinin genel olarak kan pompalamak olduğunu (özellikle benim kanımı ya da atalarımın kanını değil) öne sürer. Kan pompalamanın genel hedefi, benim kalbim gelişmeden önce de mevcuttu ve bu genel hedef, herhangi bir kalbin var olmasının nedenlerinden biri gibi görünüyor; dolayısıyla benimki de dahil olmak üzere tüm kalplerin varlığına dair nedensel açıklamanın iyi bir temeli olabilir. Bu yaklaşımın iyi bir versiyonu için bkz. Neander (1991). Ancak Nissen (1993), böyle bir iddianın, belirli bir fiziksel eylemden (benim kanımı veya belirli bir atamın kanını pompalamak) bahsetmekten, bir tür fiziksel eylemden (genel olarak kan pompalamak) bahsetmeye kaydırdığını savunur. Ne yazık ki, tür [type] soyut bir kategoridir ve bu nedenle gereken biçimde herhangi bir nedensel etkiye sahip olamaz. ↩︎
  14. Bu tür yaklaşımlara ilişkin bazı tipik örnekler için bkz. Falk (1981) ve Wuketits (1980). ↩︎
  15. Psikoloji ve arkeolojide hedeflerin, gerekli nedensel etkileri yaratabilecek şekilde var olduğunun varsayıldığını unutmayın. İnsan beyinleri (ve birçok diğer beyin), hedefleri oluşturabilen veya temsil edebilen ve ardından bu hedeflere ulaşmak için gerekli eylemleri başlatabilen son derece çok yönlü ve esnek sinir ağlarına sahip oldukları için bunu yapabilirler. Öte yandan kemikler, kaslar, genler ve metabolik yollar gibi unsurlar, varsayılan hedeflerini kodlamak veya temsil etmek için gereken doğru türde bir karmaşıklığa sahip gibi görünmemektedir. ↩︎
  16. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için on birinci dipnota bakınız. Bu, Wright (1973), Cummins (1975) ve Nissen (1993) tarafından ele alınan işlevler ile yan etkilerin birbirinden ayrılması probleminin bir çeşididir. ↩︎
  17. Mayr (1974) ve Wuketits (1980) amaçların, işlevlerin ve hedeflerin kurgusal oldukları ortaya çıksa bile yaşam bilimlerinde ne kadar yararlı bir kılavuz işlevi gördüğünü açıklamaktadır. Çeşitli alanlardan bilim insanları, çalışma alanlarını anlamak ve açıklamak için bu tür pek çok yararlı kurguya başvururlar; bu tür şeylerin kurgusal olduğunu unutmadığımız sürece bunda bir sakınca yoktur. ↩︎

Kaynakça

Ayala, Francisco J. (1970) “Teleological Explanations in Evolutionary Biology.” Philosophy of Science. 37(1) pp. 1-15.

Cummins, R. (1975) “Functional Analysis” Journal of Philosophy, 72(20), 741-765.

De Laguna, Grace. (1962) “The Role of Teleonomy in Evolution.” Philosophy of Science. 29(2). pp. 117-131.

Falcon, Andrea. “Aristotle on Causality”, The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Spring 2023 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.).

Falk, Arthur E. (1981) “Purpose, Feedback, and Evolution.” Philosophy of Science. 48 pp.198-217.

Kincaid, Harold (1990) “Molecular Biology and the Unity of Science.” Philosophy of Science. v.57 pp. 575-593.

Machamer, P., Darden, L., Craver, C. (2000) “Thinking About Mechanisms” Philosophy of Science, 67, 1-25.

Mayr, Ernst (1974) “Teleological and Teleonomic: A New Analysis” Boston Studies in the Philosophy of Science. v.14 pp. 91-117.

Neander, Karen (1991) “Functions as Selected Effects: The Conceptual Analyst’s Defense.” Philosophy of Science. v.58 pp.168-184.

Nissen, Lowell (1993) “Four Ways of Eliminating Mind From Teleology.” Studies in the History and Philosophy of Science. 24(1) p. 27-48.

Rudwick, M. J. S. (1964). “The inference of function from structure in fossils.” The British Journal for the Philosophy of Science, 15(57), 27-40..

Sklar, Lawrence. (2012) “Extremal Principles” in Philosophy and the Foundations of Dynamics Ch. 11, pp. 102-109. Cambridge University Press.

Wright, Larry (1973) “Functions.” Philosophical Review. v.82 pp. 139-168.

Wright, Larry (1976) Teleological Explanations: An Etiological Analysis of Goals and Functions. Berkeley: University of California Press.

Wuketits, Franz (1980). “On the Notion of Teleology in Contemporary Life Sciences.” Dialectica. 34(4) p.277-290.

Young, M. and Edis, T. (Eds.). (2004) Why Intelligent Design Fails: A Scientific Critique of the New Creationism. Rutgers University Press.


1000-Words Philosophy’de “Teleological Explanations: Purposes, Functions, and Goals in Biology” özgün adıyla yayımlanan bu metin, yazar Michael Zerella’ın izniyle Hasan Ünver tarafından çevrilmiştir. (Erişim Tarihi: 6 Haziran 2026)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir